İnternet Fırsatları

3/11/2009 - ERSAĞ DEZENFEKTAN SIVISI

Kategori: SAGLIK

Ersağ Sağlıklı toplum,temiz çevre bilinci doğrultusunda çalışmalar yapan bir firma dır.

Sıvı dezenfektan ürünümüz Eviniz,işyeriniz,aracınız,elleriniz kısaca bulundugunuz her ortamı tezenfekte etmede size yardımcı olacaktır.

 

Dezenfeksiyon: İnsanlarda hastalık yapma özelliği olan mikropların uzaklıştırma işlemine dezenfeksiyon denir.

Dezenfeksiyon işleminde kullanılan maddelere DEZENFEKTAN denir.

4 Kasım 2009 tarihinden itibaren hizmetinizde...

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

4/9/2009 - Deterjanlar ve Sağlığımız

Kategori: SAGLIK

Deterjanlar ve Sağlığımız

Bize dayatılan Yaşam Tarzında olmazsa olmazların arasına sokulan Deterjanlar nedir? Çevre ve insan sağlığına getirdiği riskler nelerdir? Bu riskleri enaza indirmek için neler yapılabilir?

Çamaşırda, bulaşıkta, vücut ve çevre temizliğinde yaygın olarak kullanılan bu kimyasallar üzerinde, uzun uzun düşünmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.

Prof.Dr.İsmet Dökmeci’in bu konuda yazmış olduğu bir makalede söyledikleri çok önemli:

“İnsan ve diğer canlıların yaşam ortamı olan su, hava ve toprağın endüstriyel teknolojinin gelişmesine paralel olarak çeşitli sentetik maddeler ve diğer toksik atıklarla hızla kirlenmeye yüz tutması daha şimdiden Dünyanın bir çok yöresini yaşanmaz duruma getirmiştir. Çevreyi koruyucu önlemler almadan gelişi güzel sanayileşen ülkelerde denetimsizlik, düzensiz kentleşme, hızla artan nüfus ya da toplumun eğitimsizliğinden kaynaklanan sorumsuzluk sonucu, sağlıklı yaşamamız için vazgeçilmez bir gereksinim olan doğanın kirlenmesi alabildiğince artmaktadır. Ne gariptir ki insanlar kendilerinin meydana getirdikleri bu manzara karşısında panik içinde çare arayışına girişmekte ve sonuçta faturasını ağır biçimde kendisine ve nesillerine ödetmektedir.” dedikten sonra

“Son dönemlerde kamuoyunda deterjanların doğaya, dolayısıyla insan sağlığına olan zararları merak ve endişeyle tartışılmaktadır. İhmaller ve sorumsuzluklar sonucu ortaya çıktığına inandığımız çevre kirlenmesi sorunu bugünün insanlarının gelecek nesillerine bırakacağı kötü bir mirastır.” İfadesi ile konunun nesiller boyu önemini vurgulamaktadır.

Deterjanın günlük hayatımıza girişi ile ilgili olarak da:

“Bu asrın başında sabun elde edilmesinde kullanılan yağların kıt bulunması, temizleyici başka maddelerin bulunması için çalışmaların başlamasına neden oldu. Ham petrolden sentetik yolla elde edilen deterjan üretilmesine başlandı. Özellikle II. Dünya Harbi sırasında Avrupa ve Amerika'da yaygın olarak kullanılan sentetik temizleyiciler bulaşıcı hastalıkalrın yayılmasının önlenmesinde ve temizlik işlerinde büyük kolaylıklar sağlamıştır. Ancak bu maddelerin rastgele üretilmesi ve çevreye yayılmasıyla 1960'lı yıllarda A.B.D gibi bazı batı ülkelerinde deterjanların doğa kirlenmesinde önemli rol oynadığı belirlenmiş ve bu konuda bir dizi önlemler alma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.” ve

“Deterjanlara temizleyici özellik veren yapısındaki yüzey-aktif maddelerdir. Üreticiler çoğunlukla deterjanlar içinde pahalı olan bu maddeleri düşük oranda (%10-30) kullanmakta, onun yerine ucuz olan bentonit, kaolin, değişik tuzlar, asitler ve silikatlar gibi temizleyici özellikleri olan suda az eriyen inorganik maddeler karıştırmaktadırlar. Bir deterjanın yapısındaki biyolojik bozulmaya (biyodegredasyon) uğratmayan maddelerin oranı onun çevre kirlenmesi ve sağlığa olan zararlarının göstergesidir. Bu maddelerin su ve toprakta bozulmadan kalıp, akarsularla göl ve denizlere ulaşması buralarda yaşayan canlıları ve onlarla beslenen insanların sağlığını tehdit etmektedir. Son 25 yıl içerisinde birçok ülke deterjan üretiminde biyodegredasyonu hızlı yüzey-aktif maddeler ve katkı maddeleri kullanmaktadırlar. Yüzey-aktif maddesi Lineer alkil benzen (LAB) ve benzeri yapıda olan deterjanlar su ve toprakta daha hızlı biyodegredasyona uğradığından deterjan üretiminde öncelikle tercih edilmektedir. Örneğin A.B.D, 1963 yılından bu yana LAB dışında yüzey-aktif maddenin deterjanlara katılmasına izin vermemektedir.” Açıklamasını yapmaktadır.

Ülkemizde üretilen deterjanlara yakın zamana kadar katılan dedosil benzen (DDB) yüzey-aktif maddesi kimyasal yapısında sağlam halkalı gruplar içerdiğinden su ve toprakta bakteri ve enzimlerin etkisiyle oldukça güç çözünmekte dolayısıyla doğada giderek birikmekte idi. Bu tehlikeli gidişi durdurmak için DDB yasaklanmış ve onun yerine LAB kullanılmaya başlanmıştır.


Deterjan içerisinde bulunan yüzey-aktif madde dışında önemli oranda (%70-90) bulunan temizleyici, beyazlatıcı, yumuşatıcı, köpürtücü, parlaklık verici ya da antiseptik özellik veren katlı maddelerinin çoğu da yüzey-aktif madde gibi insan organizmasına gıdalardan ve diğer yollardan girdiklerinde dokularda iritasyon sonucu olumsuz etkilere neden olabilmektedirler. Bir çok kanser türünün ise dokuların sürekli iritasyonu sonucu oluşabildiği literatürlerde bildirilmektedir. Ayrıca akciğer tahribatı, akciğer iltihabı, alerjik reaksiyonlar, santral sinir sisitemi, kalp, böbrek ve kan damar rahatsızlıkları, endokrin ve bağışıklık sistemi bozuklukları gibi önemli rahatsızlıkların kaynağı üretimde kullanılan katkı maddeleri ve dolayısı ile deterjanlar olabilmektedir.

Deterjanın kullanım yerleri ile temas sonucu vücudumuza giren miktarı, yapacağı zarar yönünden önemlidir. A.B.D'de bir günde insan vücuduna giren deterjan yüzey-aktif maddesinin ençok 0.3-3 mg arasında olduğu belirtilmesine karşın ülkemizde bazı yörelerde yapılan çalışmalar içme sularında dahi çok yüksek miktarlarda deterjan bulunduğunu ortaya koymuştur.

Her ne kadar vücudumuza giren günlük deterjan miktarı bilinmese de, bunun çok yüksek düzeyde olması güçlü bir olasılıktır. Bu nedenle biyodegredasyonu en hızlı olan deterjan kullanılmasının özellikle ülkemizde önemi büyüktür.

Sonuç olarak medeniyet gereği olan temizlik işlerimizde kullandığımız deterjanların vazgeçilmez yararlarının yanında çevre kirlenmesi ve özellikle sağlığımız açısından zararlarından korunabilmek için üretimlerinin kontrol altında tutulması zorunludur. Sağlık Bakanlığı tarafından sağlığa ve çevre kirlenmesine en az zararlı bileşimlerin saptanıp bu standardın dışında deterjan üretimine izin verilmemesi gerekmektedir.

Ayrıca üretici firmaların deterjan kullanımını özendirmek için giriştikleri reklam kampanyalarının abartılı ve gerçeği yansıtmaması da tüketicinin kafasında ‘madem süper ötesi temizlik sağlıyor, madem tüm zorlu kiri pası çıkarabilmekte o zaman neden her ay reklamlarda formülü yenilenir ya da geliştirilir olarak gösterilmeye çalışılmaktadır?’ Sorusunu tekrar ettirmektedir.

Gıda Mühendisi İsmail Erbay’ın bir makalesinde de:

“Sentetik temizlik ürünlerinin başlıcaları, Çamaşır ve Bulaşık deterjanları, Sıvı sabunlar ve Şampuanlardır. Sıvı sabunlar, bulaşık deterjanları ile şampuan hammaddelerinin orantıları değiştirilmiş halidir. Sabunun sıvılaştırılmışı değildir.

Bu temizlik mamullerinin içerisindeki kimyasallar insan vücudunda karbon yapımızı kırarak veya oksijeni tüketerek tamiri imkânsız hastalıklara yol açarlar. Sentetik temizlik ürünleri vücuduma dokunmasın gitsinler istiyorsanız yapılacak bir şey vardır:

1-Çamaşır makinesinde: Çamaşırlarınızı 8.000 kg ( 8 ton) su ile durulamanız gerekir.
2-Bulaşık makinesinde: Bulaşıklarınızı 6.000 kg (6 ton) su ile durulamanız gerekir.
3-Banyoda: Şampuan veya body jel kullanmışsanız 2.000 kg (2 ton veya 250 orta boy kova dolusu) su ile durulanmanız gerekir.

Küçük çocuğu olup ta boğaz enfeksiyonu geçirtmeden, bademcik hastalığı geçirmeden büyütebilen anne var mı? İnanın bu işin baş müsebbibi bulaşık deterjanlarıdır.

Bu mamulleri kullandığınız zaman bir diğer tesir ve etkisi ise çevre kirliliğidir. Bunların içerisindeki kimyasalların başlıca özellikleri bulundukları yerde oksijeni tüketmeleridir. Oksijensiz bir yerde ise hayat olmaz.


Kaynaklar:

1. Çevre ve Deterjan.Prof.Dr.İsmet Dökmeci
2. Su-Sabun-Deterjan.İsmail Erbay
3. http://www.sixwise.com/newsletters/05/07/06/
the_toxic_dangers_of_typical_laundry_detergent.htm
4. http://www.soaringspiritwithtears.com/environment/soaps_detergents.html
 

Bu açıklamalardan sonra sizlere Üretimini ve dagıtımını kendisi yaptıgı doğal içerikli temizlik ürünleriyle yarınlarımız dedigimiz çocuklarımıza daha temiz ve sağlıklı bir çevre toplum bırakma bilinciyle güçlü inanılır ve dürüst bir şirket olan Ersağ Temizlik ürünlerini tavsiye ediyorum. Kendi ülkemizde, kendi insanımızla, kendi ürünüleri ile daha sağlıklı, daha çevreci ve daha ekonomik olarak, önce Türk milletine daha sonra tüm Dünyaya yayılarak, Kendi gezegenimize sahip çıkmak amacı ile kurulan Ersağ'ın temizlik ürünlerini ben kullanıyorum ve herkese tavsiye ediyorum.

Üye Olmak için
1.
www.ersag.com.tr a giriş yapın
2. Üye Girişi linkine tıklayın
3. Ben Yeni Üyeyim Bölümünden Devam Et tuşuna basın
4. Üyelik Sözleşmesini okuyup Devam Et tuşuna basın
5. Sponsor No: 400121 yazın ve sonra formu doldurup Devam Et Tuşuna basın.
6. Üyeliğiniz gerçekleşecektir. Sponsor üye bnumaranızı 0258 371 45 31 nolu müşteri hizmetleri numarasından öğrenebilirsiniz.

Başarılar Dilerim.

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

25/8/2009 - Ersağ Temizlik ve Kozmetik Ürünleri

Kategori: SAGLIK

http://www.ersag.com.tr/
Üretimini ve dagıtımını yaptıgı doğal temizlik ürünleriyle yarınlarımız dedigimiz çocuklarımıza daha temiz ve sağlıklı bir çevre toplum bırakma bilinciyle güçlü inanılır ve dürüst bir şirket Ersağ.

Kendi ülkemizde, kendi insanımızla, kendi ürünümüzü daha sağlıklı, daha çevreci ve daha ekonomik olarak, önce Türk milletine daha sonra tüm Dünyaya yayılarak, Kendi gezegenimize sahip çıkmak. Bu amaç ve gayeyle yola çıkan, şirketimizin tek desdekçileri, Çevreci ve Milletini seven sizlersiniz. Sizlerin destegi ile bu yolda yılmadan,yorulmadan beraberce ilerleyecegiz.

Var mısınız?

Ülkemizin yer altı ve yer üstü sularını kirletmeden, yarınlarımız dediğimiz çoçuklarımıza daha temiz ve onların yaşaya bilecekleri,temiz bir çevre bırakmak. Bunu yaparken bir yandan da aracılara giden karları kazanmak.

http://www.ersag.com.tr

Sponsor No: 400121

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

3/7/2009 - Vemma Ürünü Hakkında

Kategori: SAGLIK

Muhtemelen en güçlü sıvı anti oksidan

Her gün vücudunuz 300 milyon yeni hücre üretir. BU da her ay 9 milyar hücre eder. Bilim insanları ve sağlık uzmanları giderek artan bi şekilde yüksek kalitede besin katkılı iyi bir diyet ve egzersizin sağlık ve zindelik için çok önemli olduğunu söylüyor. Güçlü bitki kaynaklı anti oksidanlar ve vitamin ve mineraller vücudunuzun 65 trilyon hücresini oksidatif saldırıdan korunmak için çok gerekli. Güçlü bir besin temeli olmadan hücreleriniz, yaşlanmayı hızlandırabilen serbest radikal hasarına karşı korumasızdır. Hücrelerinizi serbest radikallere karşı korumadan ne kadar başarılı olursanız o kadar sağlıklı olur ve genç görünür ve hissedersiniz

Taze sebze ve meyvenin yerini hiç bir şey alamaz. Fakat çoğumuz biraz ek yardıma ihtiyaç duyarız! Aşırı yoğun yaşantımız; her gün ideal, dengeli ve bol çeşitli bir diyeti sürdürmemizi çok zorlaştırır. İşte burada Vemma® devreye giriyor - sinerjistik vitamin ve minerallerle yüklü sıradışı bitkisel besin kaynağı.

Bunları biliyor musunuz:

3 mandalinaya eşdeğer C vitamini
2 1/2 avokadoya eşdeğer E Vitamini
7 1/2 yumurtaya eşdeğer D Vitamini
4 kırmızı elmaya eşdeğer Beta karoten
3 bezelyeye eşdeğer Tiamin
19 orta büyüklükte muza eşdeğer Riboflavin
120 g çeddar peynirine eşdeğer B-12 vitamini
4 1/2 büyük patatesa eşdeğer Niasin
14 orta büyüklükte domatese eşdeğer Folat
1 büyük karpuza eşdeğer B6 Vitamini
1 kg vişneye eşdeğer ORAC Değeri
4 orta büyüklükte mantara eşdeğer Pantotenik Asit
...sadece bir günlük 59 ml'lik Vemma ölçeğinde mevcuttur!
Sağlık, Sağlıklı bir Seçimdir!

Hücreleriniz üstün beslenmeyi hak ediyor. Vemma Beslenme Programını™ vücudunuzun ihtiyacı olan süper besinleri sağlamak için geliştirdir. Ek besinleri seçerken çok fazla seçenek olduğunun farkındayız, fakat şu anda piyasada bulunan çok az ürün Vemma'da® bulunan eşsiz pitobesinler ve anti oksidanlarla rekabet edebilir ya da onun kadar güzel tada sahiptir.!
Vemma:
vitamin, mineral ve mangosteen meyvesi, yeşil çay ve besin kalitesinde aloe vera gibi diğer besinleri içeren sıvı ek besin maddesi. Ürün, günlük alınan tek bir 59 ml'lik doz, dengeli bir diyet ve yeterli egzersiz ile birlikte ideal besin dengesi, sağlık ve zindeliğe ulaşmanıza yardımcı olacak şekilde geliştirildi.

MEYVELERİN KRALİÇESİ
Nadir bulunan mandalina büyüklüğündeki bir meyve nasıl oluyor da "Meyvelerin Kraliçesi" mertebesine erişebiliyor? Mangosteen, Tayland ve Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde yüzyıllardır şifalı etkileriyle tanınıyor.
Aynı zamanda üstün besin ve anti oksidan özellikleri ve iz miktarlarda vitamin ve mineral içeriyor. Buna mangosteenin güçlü anti oksidan özellikleri ile tanınan ksantonlar gibi bileşimlerini ve muhteşem tadını da eklerseniz mangosteen, modern tıbbın yeni yeni keşfetmeye başladığı bir cevher haline gelir.
Her gün Vemma için ve bunun beklediğiniz ek besin maddesi olduğunu fark edeceksiniz. Aynı zamanda kullanımı da kolay. Nerede ya da nereye gidiyor olursanız olun, Vemma'yı buzdolabında kolaylıkla saklayabileceğiniz Fridge Brick® formatında 59 mL'lik V2 formülü olarak sunarak günlük bir besin rejimi hazırladık.
30 günlük pratik ve süper besin katkınız!

Kaynak: http://www.vemmaeurope.com/products_info.html

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

30/6/2009 - Vemma Nedir? Ne İçerir?

Kategori: SAGLIK
Mangosteen, tüm meyvelerin kraliçesi olarak bilinir. Takviye gıda 
ve enfes tadı ile Asya’daki hekimler tarafından da yüzyıllardan beri kullanılmaktadır. Magosteen meyvesinin antioksidant zengini olan
özelliğini çeşitli vitaminler, bitkilerden elde edilmiş mineraller, organik aloe vera ve kafeinsiz organik yeşil çay ile birleştirdiğimizde, inanılmaz mükemmellikte bir temel besin yapısını oluşturmuş oluruz.
 

Artık herkes tarafından bilinen bir gerçek var ki o da uzun, kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için her gün düzenli olarak minerallerle birlikte multi-vitaminler tüketilmelidir. Vemma Beslenme/Takviye Gıda Programı vücudunuzun sağlıklı olabilmesi için gerek duyduğu vitamin, mineral ve antioksidant içeren takviye yapıyı iki güçlü sıvı formülasyonu ile sizlere sağlamaktadır. 

Vemma Beslenme Programınızda iki ayrı kutulama özelliği vardır. 
Biri mineral ve vitamin ve mangosteen’in karıştırılmış 940 mililitrelik 2 şişesi. Diğeri de 940 mililitrelik Mangosteen Plus ve ayrıca 940 mililitrelik Kiv-Çilek aromalı Öz Mineraller karışımıdır.
 

VEMMA ne içerir?

*
Ful spektrum antioksidan vitaminler     
 Mangosteen meyvesinin özü ve meyve kabuğu özü 
*Organik aloe vera 
*Kafeinsiz organik yeşil çay 
*12 Vitamin - *65 den fazla mineral

USA, Kanada, Avustralya, Avusturya, Belçika, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandia, Fransa, Almanya, Hong Kong, Macaristan, Endonezya, İrlanda, İtalya, Japonya, Lüksemburg, Malezya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Filipinler, Polonya, Singapur, Slovenya, Slovakya, İspanya, İsveç, Tayvan ve İngiltere’de satılmaktadır. 

Vemma 2 yıl gibi kısa bir zaman içerisinde, 43 ülkeye giriş yaptı ve 2009 başında Network Marketing araciliğiyla Türkiye’de de satışa sunulacak. Sadece Hollanda’da 2 ay içerisinde milyon euro luk ciro yapan Vemma, Türkiye çalışmalarına hız verdi.
 



Neden Mangosteen?

Tüm meyvelerin kraliçesini kim ret edebilir ki? Dünyanın en güzel tadına sahip olan bir meyve olma özelliğinin yanı sıra mangosteen meyvesi
,
 
yüksek gıda değeri ve toksin atıcı özellikleri sayesinde geniş kapsamlı faydaları bulunmaktadır; ki bunlar vücudumuzun sağlık kapasitesini çoğaltmaktadır. Mangosteen meyvesi tangerin ebatlarında nadiren bulunan bir meyvedir. Tropikal Güneybatı Asya bölgesinde sınırlı sayıda yetişmektedir ve Kuzey Amerika’da da yetiştirilmeye henüz yeni başlanmıştır. Mangosteen aslında binlerce yıldır sağlık hekimleri tarafından geleneksel olarak kullanılmaktadır. Örneğin Hindistanda geleneksel Ayurveda doktorları mangosteen kabuğunu bağırsak sisteminin sağlıklı çalışması ve sağlıklı göz, cilt ve saç için kullanıyorlar.  Modern bilim ise gıda değeri son derece yüksek olan mangosteen meyvesini sonunda keşfedebildi ve özellikle de sağlık fışkıran içeriğinden sonuna kadar faydalanmaya başlamıştır. Artık biliyoruz ki mangosteen ciddi miktarlarda vitamin, mineral ve eser elementler içermektedir. Mangosteen ayrıca: polysaccaritleri, quinonlar, stilbeneler ve xhantonlar içermektedir. Bu kombinasyonda bir bitki bileşeni eşsizdir. En çok araştırması yapılan mangosteen bileşenleri xanthonlardır. Bu çok özel gruptaki bitkisel gıdalar yüksek biyolojik açıdan aktif ve eşsizler çünkü bunlar çok güçlü antioksidant özelliklere sahipler. Xanthonlar ile ilgili edinilen tüm bilgiler doğrultusunda mangosteen meyvesi doğada bulunan xanthonların en yüksek meblağlarını içermektedir. Mangosteen meyvesinde otuzdan fazla farklı çeşitte xanthone bileşkeleri bulunmaktadır ve bunlardan en çok araştırılmış olanı ise “beta mangostin”dir. Ön araştırmalar Mangosteen meyvesinde bulunan beta mangostin ve bazı xanthonların güçlü yaşam destek özelliklerine sahip olduğunu kanıtlamaktadır. 



Neden Vemma’nın Mangosteen Plus ürünü ile Gıda Takviyesi tercih edilsin?

Mangosteen Plus çok güçlü, 12 ful spektrumlu vitaminler içeren, antioksidant zengini, tüm meyve mangosteen içerikli (hem meyve özü hem de kabuğu), organik Aloe Vera zengini ve kafeinsiz organik yeşil çay içerikli içmeye hazır bir formülasyondur. Bu tescilli patent büyük olasılıkla dünyanın herhangi bir yerinde mevcut olan en güçlü antioksidant ürünüdür. Bağımsız laboratuar test sonuçları gösteriyor ki her 30 mililitrelik Mangosteen Plus’da diğer mangosteen ürünlerinden daha fazla beta mangostin ve diğer mangostin xanthonları bulunmaktadır. Vücudunuzun her bir zerresini en güçlü miktarlarda xhantonlar ve antioksidantlar ile koruyoruz.
 
 



VEMMA içeriğinde bulunan bazı vitamin, minerallerin ve eser elementlerin kısa açıklamaları
 

VİTAMİNLER
A Vitamini :
 Yağda eriyen bu vitaminin bir kısmı cilt altındaki dokularda, böbrekte ve karaciğerde depolanır. Bedenin bu vitamini en iyi biçimde kullanabilmesi için D vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamin cildin nemli kalmasını sağlar. İdrar yolları ve solunum enfeksiyonlarında bedenin direncini artırır. Gözlere, soğuk algınlığına ve öksürüğe yararlıdır. A vitamini eksikliği cilt kuruluğuna, cildin nasırlaşmasına veya pullanmasına, böbrek taşlarına, zayıf diş oluşumuna, kötü sindirime, sinüzite, kulak iltihabına ve gece körlüğüne neden olur. Bu vitamin en çok balık yağında bulunur. Diğer kaynaklar: Güneşte kurutulmuş kayısı, kuşkonmaz, maydanoz, ıspanak, havuç, kereviz, yabani hindiba (radiga), marul, portakal, erik, domates, şalgam yaprağı, su teresi. Sütlü maddelerde bulunan A vitamini ineğe verilen besindeki A vitamini miktarına bağlıdır. Yazın hayvan taze ot yediğinden, sütte bu vitamin daha çoktur; kışın ise kuru ot yemek zorunda kaldığından, vitaminin değeri düşük olur.  
B1 Vitamini : B grubu vitaminlerin birçok çeşidi vardır. Bunların 12`si önemlidir. Ancak alınan besinde B1, B2 ve B3 vitaminleri varsa ötekiler de var demektir. Bira mayasında B12 vitamini dışında tüm B grubu vitaminler vardır. Suda eriyen B1 vitamini iştahı önemli oranda etkiler; besinin sindirilmesine yardım eder ve bedeni enfeksiyona karşı korur. Sinir dokularının normal çalışması için gereklidir. Bu vitamin eksikliği nasıl anlaşılır? Çabuk yorulma, çabuk öfkelenme, asabiyet, unutkanlık, kaslarda ve baldırlarda ağrı, sık kalp atışı, bacaklarda şişme, çocuk seslerine katlanamama, iştahsızlık, yorgunluğa karşın uyuyamamak B1 vitamini eksikliğine işaret edebilir. Rafine edilmiş unlu maddeler yendiği oranda bu vitamine gereksinim artar. Tütün, alkol, şeker B1 vitaminini yok eder. Aldığı karbonhidratlı besinlerden yararlanabilmesi için bedenin bu vitamine gereksinimi vardır. 
B6 Vitamini : Bu vitaminin eksikliği böbrek taşlarına neden olabilir. B6 vitamini eksikliği özellikle alınan besin proteince yüksek, karbonhidratça düşükse görülür. Yüksek miktarda protein yüksek miktarda B6 vitamini gerektirir. Ellerde titreme, nedensiz huysuzluk, huzursuzluk, uykusuzluk, unutkanlık yaşlılıktan değil, B6 vitamini eksikliğinden ileri gelebilir. B6 vitamini pişmeyle kolay yok olduğundan, elden geldiği kadar çiğ besinlerden ve takviye gıdalardan yararlanmaya bakmalı.  
C Vitamini : Suda eriyen bu vitamin ateş etkisiyle veya pastörizasyon sonucunda yok olur. İnsanı bakterilere karşı korur, damarların sağlığını sürdürür. Bu vitaminden her gün bir miktar almak gerekir. C vitamini kandaki kalsiyumun bedene dağılışında büyük rol oynar. Eksikliği damarların çatlamasına, kemiklerin kolay kırılmasına, eklemlerde ağrıya, diş etlerinde kanamaya, sık sık soğuk algınlığına, damar şişmelerine, sırta ağrı veren disk şikayetlerine, soluk kesikliğine, bedensel halsizliğe, hızlı kalp atışına, baş ağrısına, bitkinliğe v.b. yol açar. Nobel ödülünü kazanan Dr. Linus Pauling`e göre, soğuk algınlığında ve gerginlik halinde günde 3000 - 6000 mg. C vitamini alınmalıdır.
D Vitamini : Bu vitamin eksikliğinde beden besindeki kalsiyumu kendine mal edemez. İnsan yaşlandıkça birçok nedenlerden dolayı bedende bu madde azalır. Ancak organizmamızda yeterli miktarda D vitamini varsa beden kalsiyumu kullanabilir. Aldığımız günlük besinlerde D vitamini pek yoktur. Balık yağında D vitamini boldur. Beden bu vitamini kendi yapabilecek niteliktedir; ancak bunun için yazın bedenimizin güneşin ultra-viole ışınlarını almasını sağlamalıyız. Çünkü beden D vitaminini cilt yoluyla oluşturur. 
E Vitamini :Yağda eriyen bir vitamindir. En önemli görevi A vitaminin yok olmasını önlemektedir. Gerek erkekte, gerekse kadında kısırlığın E vitamini eksikliğinden ileri geldiği öne sürülür. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar. 

MİNERALLER Beden sağlığını koruyabilmek için vitaminlerin yanı sıra madenlere de gereksinim duyar. Bunların başlıca görevi kanın ve hücre aralarındaki sıvıların alkali-asit dengesini sağlamaktır. Bu maddeler gudde salgılarını etkiler ve bedenin iyi çalışmasını sağlar. Beslenme uzmanlarına göre kadınlar erkeklerden 3-4 kat fazla demire gereksinim gösterirler; çünkü kadın her ay bir miktar kan kaybeder. Demir alyuvarlar, dolayısıyla da kansızlık çekenler için elzemdir. Kan oksijeni bedene demir sayesinde taşır. Demirin sindirimi asit bir ortam gerektirir. Normal bir midenin asiditesi alınan besindeki demiri eritebilir. Ancak birçok insanda, özellikle B grubu vitaminleri eksik olanlarda ve soda gibi alkali sıvı alanlarda bu asit eksiktir. Sonuç olarak demir yararsız olur. Demirin sindirimi için, alınan besinde yeterli miktarda klorofil ve bir miktar da bakır bulunması gerekir. 
İyot : Tiroit guddesinin dengeli çalışması için iyot zorunludur. İyot eksikliği guatra, ayrıca halsizliğe, asabiyete ve gerginliğe yol açar. Deniz tuzunda ve denizden çıkan her türlü üründe bulunan iyot gudde sisteminin dengeli gelişmesinde yardımcıdır. 
Kalsiyum ve Fosfor : Kalsiyumun büyük bir kısmı kemiklerde ve dişlerde bulunur; ancak küçük bir miktarını sinirlerle kaslar kullanır. Asabiyet, gevşeyememe, uykusuzluk, huysuzluk, halsizlik, kaslarda kramp, aybaşı zamanında hanımların karın krampları ve sancıları kalsiyum eksikliğinden ileri gelebilir. Kalsiyum kanın pıhtılaşmasında büyük rol oynar. Eksikliği diş çekildiğinde veya ameliyat sırasında kanamaya neden olabilir. Kalsiyum ile fosfor birbirlerini tamamlayan iki mineraldir. Biri eksikse, öbürünün de etkisi azalır. Fosfor tahıllarda, fındık, Brüksel lahanası, kuru incir, patates, marul, muz ve portakalda bulunur. Dişlerin, kemiklerin, hücrelerin de fosfora gereksinimi vardır. D vitamini kalsiyum ile fosforun bedene mal olmasını, kana geçmesini, dişlerde ve kemiklerde depolanmasını sağlar. Sinirler, kaslar ve beden, gereksinimi olan günlük kalsiyum ve fosforu alamazsa, beden bunları kemiklerle dişlerden çekip alır. Kalsiyum ve fosfor fazla miktarda alınınca beden bunları dışkı yoluyla atar. 
Kükürt : Proteinleri oluşturan aminoasitlerde bulunur. Bedenin her dokusunda bulunan kükürt, sindirimin temizleyicisi ve antiseptiğidir. Kükürt safra salgılarını olumlu etkiler. Beslenme uzmanlarına göre bedende biriken ürik asidin başlıca nedeni alınan besinlerde fosforun yüksek, buna karşılık kükürdün düşük oluşudur. 
Potasyum : Bedendeki tüm hücrelerin, kasların ve dokuların bu madene şiddetle gereksinimi vardır. Birçok ünlü besin uzmanına göre, kanser hastalığının bir nedeni de bedenin potasyumdan yoksun kalışıdır. Bu eksiklik besinlerin bu madenden yoksun bir toprakta yetişmesinden ileri gelir. Tahılda bol miktarda potasyum bulunur. Ancak rafine edilmiş tahıldaki potasyumun dörtte üçü yok olur. Rafine edilmiş besinlerde diğer mineraller de eksiktir. Potasyum eksikliğinin belirtileri şunlardır; Arterit, kabızlık, yüksek kan basıncı, kaslarda kramp ve gerilme, uyuklama, gevşeyememe, iştahsızlık, kolay soğuk algınlığı, ellerde ve ayaklarda üşüme, ussal ve kassal yorgunluk ve kanser. 
Sodyum ve Klorür : Bu iki maden bedenimizde büyük rol oynar. Midemizin hidroklorik asit yapabilmek için klora gereksinimi vardır. Hidroklorik asit proteinlerin normal sindirimi ve madensel tuzların kana kolayca yerleşmesi için gereklidir. Sodyum ve klor birçok besin maddesinde ve doğal olarak sofra tuzunda bulunur. Bu madenlerden yararlanmak amacıyla aşırı tuz yemek doğru olmadığı gibi, tuzu besinden tamamen kaldırmak da doğru değildir (doktor tavsiyesi hariç). Çünkü bu madenlerin eksikliği bacak kaslarında kramplara, bazen bulantıya, yorgunluğa ve baş dönmesine neden olabilir. Sıcak havalarda duyulan yorgunluğun ve bitkinliğin bir nedeni de bedenin terle aşırı tuz kaybetmesidir. 

Oligo-elementler (Eser elementler) : Bedenimizdeki pek az miktarda bulunan bu madenlerin de sağlımız için önemli olduğu muhakkaktır. Oligo-elementler alüminyum, kobalt, bakır, iyot, nikel ve çinkodur. 
Alüminyum : Bedenin çeşitli organlarında bulunur. Eksikliği uykusuzluğa ve kaygıya neden olur. 
Bakır : Anemide doktorlar hastalarına kobalt, demir ve bakır vererek iyi sonuçlar alırlar. 
Çinko : Bu maden hücrelerde, özellikle de tiroit ve cinsiyet bezlerinde bulunur. Çinko insülinin bileşiminde yer alan bir madendir. Eksikliği yaraların zor kapanmasına, karaciğer sirozuna yol açabilir. 
Kobalt : Bedenimizde az miktarda bulunan bu maden B12 vitaminini oluşturan elemanlardan biridir. Kandaki alyuvarların gelişmesi için gereklidir. 
Magnezyum : Yapılan deneylerde farelerin besini magnezyumdan yoksun olduğunda damarlarda genişleme, kalpte hızlı atış ve tansiyon düşüklüğü görülmüştür. Tez kızan insanlarda da bu mineralin noksan olduğu anlaşılmıştır. Aşırı rafine besin yiyenlerin ve yeşil sebze yemeyenlerin bu minerale gereksinimi vardır. 
Manganez : Beden bu madeni böbreklerde ve karaciğerde depolar. Eksikliği kısırlığa, zor gelişmeye yol açar. 

Ücretsiz üyelik için www.myvemma.com/ayazonline
0 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

İnternetteki Fırsatları Takip Edin, Kazançlı Çıkın...

Son Yazılar

ERSAĞ DEZENFEKTAN SIVISI
HERŞEY ELİMİZDE
Deterjanlar ve Sağlığımız
Ersağ Temizlik ve Kozmetik Ürünleri
Bağlantılar
Vemma Ürünü Hakkında
Vemma Nedir? Ne İçerir?
Dr. Mehmet Öz'den tavsiyeler ve Vemma...
Vemma Ne Kazandırır?
MY VEMMA
SEARCH-EARN (ARA-KAZAN)=(KAZAN-KAZANDIR)
SUPERTEKLIF İLE KAZANMAYA ve KAZANDIRMAYA BAŞLAYIN...
BAŞARI
İki Şey
Hotmail'i bulan Hindistanlı bir Müslüman
Birelinnesivar?
'Cep' sigara kadar zararlı
Dur! Telefonu çalar çalmaz açma!
Kanserden korunmak cep telefonunu kullanımında altın kurallar
Cep telefonları tehlike saçıyor
Cep Telefonunun Zararlarından Korunma
Cep telefonun zararlarından korunma
Cep sigaradan zararlı
MERHABA MOONSTAR.CC
ÇİNLİ BİLGENİN ERKEKLERE 5 NASİHATI

Kategoriler

  • KARİYER
  • SAGLIK
  • TARIH
  • Arkadaşlarım

    altinfare